Bodrumda bir Deniz Müzesinin kurulması yolunda ilk adım 2010 yılı Bodrum Yat Festivali kapsamında 18 adet “Bodrum tipi” tekne modelinin sunulduğu bir sergileme ile başlamıştır. Bodrum Ticaret Odası ve Bodrum Belediyesi’nin katkılarıyla eski Bedesten binasının müze olarak tahsis edilmesiyle 2011 tarihinde halkın hizmetine açılmıştır.

Müzede ana girişten sonra, sol tarafda Deniz Müzesine destek veren, bağışta bulunan kişi ve kuruluşların listesi ve Bodrum’un deniz tarihi, tekne yapımı hakkında bilgiler yer alır.
Antik Çağlar’da Karya bölgesinde denizcilik ve tekne yapımı çok önemliydi. Karia kraliçesi birinci Artemisia’nın Pers İmparatorluğu’nun müttefiki olarak Salamis savaşında Karia bölgesi gemilerine komutanlık ermiş ve cesareti ve zekası ile Pers İmparatoru Serhas’ın takdirini kazanmıştır. Pers satrapı ünlü Mausolos’un ölümü sonrasında Kariayı yöneten eşi 2. ARTEMİSİA ise Halikarnassos’a saldıran Rodosluları yenmekle kalmayıp, donanması ile Rodos adasını da ele geçirmiştir. Osmanlı döneminde ise Turgutreis‘te doğan ve Osmanlı imparatorluğu donanmasında kaptanı Derya seviyesine kadar yükselen Turgut Reis de bölgede doğan denizcilerin en ünlüsüdür.
TEKNE YAPIMI
Müzedeki bilgilerden Karya Bölgesinde antik Çağlarda da tekne yapımının önemli olduğunu, Osmanlı döneminde Bodrumda bir tersane bulunduğunu ve Osmanlı Donanması için gemilerin yapıldığını biliyoruz. Bir ara kaybolmaya yüz tutan tekne yapımı 1933 yılından itibaren yeniden canlanmış ve Giritli Nami‘nin Mehmetin başlattığı tekne yapımı Bodrumlu Ziya Güvendiren gibi ustaların liderliğinde ve özelikle onun yetiştirdiği ustalarla bugünkü konumuna ulaşmıştır. Ziya Usta’nın yanından ilk ayrılan ve kendi tekne yapım atölyelerini kurarak kısa sürede kendileri de birer usta olmuş kalfaları, sırasıyla Mustafa Denizaslanı, Mehmet Özyurt, Erol Ağan, Engin Denizaslanı, Ziya Tümay, Ali Kemal Denizaslanı’dır. Bugün Bodrum bütün dünyaya tekne satan bir ilçe konumuna gelmiştir. Müzede Bodrum’un ünlü tekne yapımcılarının isimleri de anılmaktadır.
Müzede Bodrumda ve adalarda yapılmış çok sayıda teknenin ünlü tekne yapımcısı Ali Kemal Denizaslanı tarafından titizlikle hazırlanmış ölçekli maketleri, yazar Orhan Veli’ye ait olan Yaprak isimli kayık, Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun mavi yolculuk defteri sergileniyor.
Müzede Nami’nin Mehmet’in Ali Cengiz için yaptığı Bodrum’da yapılan ilk tırhandil olarak kabul edilen Attila isimli teknenin ve Ziya Güvendiren usta tarafından yapılan ve Bodrumda inşa edilen ilk gulet olarak kabul edilen Mustafa adlı teknenin de maketleri sergileniyor.
NAKLİYECİLİK
Müzenin giriş katında Bodrum ve civarında deniz taşımacılığında kullanılmış teknelerin maketleri bulunuyor.
Osmanlı döneminde az sayıda nakliye gemisi olan Bodrumda Girit’ten gelen mübadiller sayesinde tekne sayısı artıyor. Kara ulaşımının oldukça zor olduğu bölgede, deniz taşımacılığı önem kazanmış ve incir, palamut, arpa, buğday ve keçiboynuzu BODRUM limanından yoğun olarak ihraç edilmiş.
2. dünya Şavaşı sonrasında 12 adalarla ticaretin bitmesi, büyük gemilerin düzenli seferleri Bodrumdaki nakliyeciliği etkilemiştir.
MÜZEDE Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya ayrılan bölümde, Cevat Şakir’in aile albümünden seçilmiş özel fotoğraflar, belgeler, yazıları, çizdiği resimler ve kişisel eşyaları, özellikle mitoloji, arkeoloji konulu desenleri ve gazete ve dergilerde yayınlanmış çizimleri dikkat çekiyor.
Cevat Şakir‘e ait bazı eşyalar Halikarnas Balıkçısının mezarının bulunduğu müzeden getirilmiş. Balıkçıya ait bazı belge ve fotoğraflar ise ise kızı İsmet Nooan ve balıkçının manevi oğlu Prof. Dr. Şadan Gökovalı tarafından değişik tarihlerde müzeye hediye edilmiştir.
Müzede Balıkçının Yatağan adlı teknesinin ve 1973 yılında Bodrum’a son gelişinde cenazesini çok sevdiği Bodrum sularında gezdiren Halikarnaslım adlı teknenin maketleri de sergileniyor.
BALIKÇILIK
Yine giriş katında Bodrum bölgesinde balıkçılıkta kullanılan teknelerin maketleri yer alıyor. Kara ulaşımı zor olan ve bir balık hali bulunmayan Bodrumda başlangıçta balık yakın ilçelere ciplerle taşınıyor veya denizde Yunanlı balıkçılara satılıyor. Daha sonraki dönemlerde trol ve gırgır kullanımı ve kara ulaşımının iyileşmesi sonucunda yakalanan balıklar İzmir gibi büyük şehirlere kamyonlarla gönderiliyor.
Bu bölümde Ziya güvendiren ustanın yaptığı ilk olan Guleti Mustafa tratası var.Deniz Müzesinde Gulet, Tirhandil, Aynakıç gibi tekne tiplerinin maketleri görülüyor.
Müzenin alt kat Son bölümde ise Deniz Kuvvetleri tarafından müzeye hediye edilmiş Bodrum’da yaşamış tarihi kişilerin isimlerini taşıyan gemilerin maketleri bulunuyor. Burada Turgutreis ve Barbaros Hayrettin Paşayı gösteren tabloların röprodüksiyonları da Deniz kuvvetleri tarafından Müzeye hediye edilmiştir.
SÜNGER AVCILIĞI
Müzenin üst katının bir bölümü bir zamanlar bölgenin en önemli mesleği olan süngerciliğe ayrılmış. Bodrum yarımadasının en önemli geçim kaynaklarından biri olan sünger avcılığının geçmişi antik Çağlara kadar iner. Başlangıçta sadece nefes dalışıyla, kanca ve zıpkınlar aracılığı ile toplanan sünger daha sonra İnsan nefesine yardımcı olan aletlerin ortaya çıkmasıyla daha verimli hale gelmiştir. 18. yüzyılın başından itibaren Ege adlarında özellikle Kalimnos ve Simi Adaları’nda yoğunlaşan Süngercilik 19. yüzyılda başlayan hava pompaları ile desteklenen forma dalgıçlığının başlaması ile yeni bir döneme girmiştir. Bodrumda gerek forma dalgıçlığının gerekse kavgava kullanımının Giritli mübadiller tarafından başlattığını düşünülüyor. Başlangıçta süngerleri için pazar bulamayan Bodrumlu süngerciler ürünlerini dış dünyaya açılmış olan Kalimnoslulara satmışlardır. Bu eğilim Bodrumda bir Sünger Kooperatifi kurulana kadar devam etmiştir.
Daha sonra ortaya çıkan Gangava da süngerin toplanmasında büyük kolaylık sağlamıştır. Sünger talebinin iyice arttığı dönemlerde bir çok dalgıcın vurgun yemesi, sünger tarlalarının hızlıca tahrip olması gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Sünger avcılığında önemli bir dönüm noktası da 1957-58’lerde İstanbul’dan Bodrum’a gelen Baskın ve Tosun adlarında iki gençle yaşanacaktır. Dalış Tüpleriyle gelen bu gençler bir süre sonra tüp sisteminden yararlanarak nargile sistemini geliştirir ve sünger avcılığında balıkadam dönemini başlatırlar.
Süngere 1986 yılında hastalık gelmesi ve sonrasında gelen yasaklama Bölgedeki sünger avcılığını tamamen durdurmuştur.
Sünger avcıları 1960’lı yıllardan itibaren arkeologlara su altındaki batıkların yerlerini de göstererek Türkiyede Sualtı Arkeolojisinin gelişmesinde çok önemli rol oynamışlardır. Batıkların keşfi için sonar, küçük denizaltı gibi gelişmiş bir çok alet kullanan arkeologlar Gelidonya, Uluburun, Serçe Limanı Cam batığı, Yassıada gemilerine Süngercilerin yardımları ile ulaşmışlardır. Müzede Sünger avcılığında kullanılan dalış elbiseleri, başlıklar, ağırlıklar, bıçaklar gibi aletler sergilenmektedir. Bu bölümde Ege ve Akdeniz’de ele geçmiş Fil kulağı, Türk Fincanı gibi değişik sünger örnekleri de görülüyor.
Müzenin Sünger avcılığına ayrılmış bölümünde sünger avcılığında kullanmış ünlü teknelerin maketlerini görüyoruz. Müzede sergilenen maketlerde tekneler, tekne sahibi, teknenin yapımı hakkında çok değerli bilgiler var.
Burada yine Sünger avcılığında kullanılan ama sualtı arkeolojine katkısı bulunan Gangava’nın örnekleri bulunuyor.
Sualtı Arkeolojisine büyük katkısı olan ve araştırmacılara bölgedeki batıkların yerini gösteren süngerci Kemal Aras’ın teknesi Mandalinci’nin; süngercilik kooperatifinin kurucularından, forma dalgıçlığını ilk başlatan, Bodrum’un ilk tirhandili sayılan Attilayı yaptıran Ali Cengiz’in, Nargile yöntemini yaratan Baskın Sokullu ve Tosun Sezen ikilisinin teknelerinin ve süngerci Aksona Mehmet’in teknesinin maketlerini de görebilirsiniz.
Deniz Kabukları Koleksiyonu
Müzenin üst katında ayrılan özel bölümde, 23 Aralık 2011 tarihinde ziyarete açılan, iş adamı Hasan Güleşçi’nin yaklaşık 40 yıllık bir zaman diliminde dünyanın çeşitli bölgelerinden toplanarak oluşturduğu 168 deniz kabukları ailesine ait 6.000’e yakın deniz kabuğu “Hasan Güleşçi Deniz Kabukları Koleksiyonu” olarak sunulmaktadır.
Doğada güzelliklerini yüzyıllar boyunca koruyan deniz kabukları eski Çağlar da ve günümüzde dinsel obje olarak, ticarette takas objesi olarak, mücevherat ve takı yapımında, heykeltraşlık da ve mimarlık da motif olarak kullanılmışlardır.
Müze, ziyaretçilere özelikle deniz kabuklarına ilgi duyan veya koleksiyonu yapan kişiler için benzersiz bir hazine sunuyor.
Deniz kabuklarının sağlıklı muhafazası için uygun aydınlatma, nem ve ısı çalışmaları yapılmış ve kabuklar özel donanımlı vitrinlere yerleştirilmiştir. Sergilenen her bir deniz kabuğunun yanında ait olduğu üst aile, kabuğun adı, çıkarıldığı yer ve boyutu gibi önemli bilgiler bulunmaktadır.
Hasan Güleşci tarafından toplanan ve neredeyse bütün dünya denizlerinde yaşayan kabuklu hayvanlara ait bu koleksiyon büyük bir özenle sınıflandırılmış olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. İnsanı hayrete düşüren güzellikte ve zenginlikteki bu deniz kabukları koleksiyonu ziyaretçileri büyülüyor.
