Amforaların Sualtı Arkeolojisine Katkıları
Amforaların Sualtı arkeolojisine en büyük katkıları, önce sünger avcılarına, daha sonra da arkeologlara antik çağ batıklarının yerini göstermeleri olmuştur. Deniz dibinde yatan, kumla ve deniz bitkileri ile örtülmüş binlerce batığın görünen yüzü olan amforalar, arkeologlara geminin tarihi, dönemin ticareti ve yükünün menşei hakkında çok önemli bilgiler verirler.
İki kulplu taşınabilir testi anlamına gelen amforalar, kulpları ve sivri dipleri nedeniyle gerek taşımada, gerekse depolamada sağladıkları kolaylıklarla antik çağlarda çok yoğun kullanılmışlardır.

Amforaların formları, Kulplarındaki damgalar geminin tarihi, çıkış noktası, antik dönemin şarap ve zeytin üretim merkezleri, gemi rotası ve yük hakkında eşsiz bilgiler iletirler.
Çağlar boyunca amforalar değişime uğrayarak en mükemmel forma ulaşırlar. Amforaların ince, uzun alt kısımları onların gemilerde yan yana ve birbiri üzerinde mekân kaybı olmadan dizilmesine olanak sağlamakta idi. Amforalarda ağız kısmının kapatılmasına yarayan dar bir boyun, taşımaya yarayan dikey ve simetrik kulplar ve adeta üçüncü bir kulp vazifesi gören ve taşıma ve depolamada da büyük kolaylıklar sağlayan sivri alt kısmı bulunur.
Karada alt tarafları toprağa veya kuma gömülü veya bir destekle kullanılan amforalar, gemilerde yan yana ve birbiri üzerine gelecek şekilde dizilerek ve birbirlerine iplerle bağlanarak depolanıyordu. Amforaların arasına konulan çalı, dallar veya hasıra sarılmaları onların birbirlerine ve geminin gövdesine zarar vermeleri önlenmekteydi.
Şarap, zeytinyağı gibi ana maddelerin yanı sıra amforaların içinde kurumuş balık, balık sosu, bal, meyve, meyve sosu, tütsü otları taşınmakta idi.
Yükseklikleri genelde 45 cm olan ama bazen 1,5 metreye kadar ulaşabilen amforaların şarap için kullanılanlarında 39 litre bir dönemde standart ölçü olarak karşımıza çıkıyor. 15-20 metre uzunluğundaki antik çağ gemilerinin yaklaşık 2000 ila 3000 amfora taşıdıklarını, hatta bu sayının büyük gemilerde 10. 000’e kadar çıktığını biliniyor. Amforanın hafif ve ince cidarlı olması ve yüksek ısıda fırınlanması çok önemli idi.
Amforalarda taşıdıkları sıvılara göre mum, sakız veya reçineli yalıtım maddesi olarak kullanılmıştır.
Ağızları genelde pişmiş toprak tıpalarla, deri ile kapatılan amforaların kulpları üzerine konan ve şarabın imal edildiği şehri belirten damgalar, bize antik çağların ünlü şarap, zeytin, tahıl merkezleri; dönemin ticareti, günlük hayatı ve yeme alışkanlıkları hakkında bilgiler verirler.
Amforaların formları nedeniyle taşınmaları ve antik çağ gemilerinde depolanmaları çok kolaydı. Ağırlıkları, bir kişinin amforayı tek başına taşımasına olanak sağlamakta idi. Amforalar bazen kulplarından, bazen sivri olan dip tarafından tutularak genelde omuzda taşınmakta idi.
Amforaların arkeolojiye en büyük katkılarından bir diğeri ise amforaların batığın üzerine yayılarak, batığı ve taşıdığı yükü adeta bir kalkan gibi korumalarıdır. Roma döneminde ortaya çıkan ve amforaların yerini alan ahşap fıçılar zamanla tahrip olmuş ve amforaların aksine gemilerin ahşabını ve yükünü koruyamamışlardır.
Klasik çağlardan sonra Akdeniz’de tespit edilen batık sayısında büyük bir azalma görülür. Bunun birinci nedeni Roma döneminde çok yoğun olan ticaretin azalması, diğer nedeni ise amforaların yerini deriden yapılmış tulumların veya tahtadan yapılmış fıçıların alması idi. Önceleri sadece şarabı fermente etmek için kullanılan fıçılar, MS. 2. ve 3. yüzyıldan itibaren özelikle İtalya’da görülür. Geç antik çağda ise amforalar yerlerini daha hacımlı ve daha kaba görünümlü fıçıya bırakacaktır.
Çok sayıda amfora ile uğraşmak istemeyen bazı imalatçılar ise “dolia” adı verilen ve 4000 litrelik hacimleri olan büyük küpler kullanıyorlardı.

Çok ucuz olan amforaların özelikle zeytinyağı için kulanılanlarının bazen geminin seyahati bittikten sonra kırıldıkları ve yeniden kullanılmadıkları görülür. Roma’da Tiber nehrin yakınında atılan kırık amfora parçalarının yarattığı 45 metre yüksekliğinde ve 1 km çapında “Monte Testaccio” adıyla anılan tepe bu uygulamanın en güzel kanıtıdır.
Taşımacılığın yanı sıra amforaların sosyal, dini ve törensel amaçlı olarak kullanıldıklarını festivallerde ödül olarak, ölü gömme törenlerinde bazen mezar taşı olarak, bazen ölünün küllerini koymak için kullanıldıkları görülür.
