
BODRUM KÜLTÜR MİRASI ve KÜLTÜR TURİZMİ
Bir Bodrum düşünün ki…
Yaşam en az 3000 yıl kesintiye uğramadan devam etsin,
“Antik Dünyanın Yedi Harika’sından”
birine sahip olsun…
Bütün dünyada “Tarihin Babası” olarak bilinen Herodot’un doğduğu yer olarak olsun…
Antik çağların “en ünlü kadın yöneticileri ve satrapları”olarak tarihe geçmiş Büyük Artemisia, Mausoleum’u bitiren ve Rodosluları yenerek ve adayı fethederek ünlenen satrap ve amiral II. Artemisia ve yine Karia’yı yöneten Kraliçe Ada’nın ve “Dünyanın 7 Harikası’ndan birini” antik dünyaya kazandıran Satrap Maousolos’un yaşadığı ve Kariayı yönettiği başkent olsun…
Bir Bodrum düşünün ki Büyük İskender’e aylarca direnmiş ve bu direniş tarihe İskender’in ünlü “Halikarnassos Kuşatması” olarak geçmiş olsun.
Bir Bodrum düşününki Osmanlı’nın en önemli denizcilerinden biri ve Kaptanı Derya mertebesine ulaşmış Turgut Reisin doğduğu topraklar olsun.
Bir Bodrum düşünün ki Cevat Şakir’i, Neyzen Tevfik’i ve Zeki Müren’i bağrına basmış Ve onların sonsuz sevgisini kazanmış olsun…
Bir Bodrum düşünün ki 1995 yılında Avrupa Yılın Müzesi Özel ödülünü almaya hak kazansın ve dünyanın en saygın Sualtı Arkeolojisi Müzelerinden birine sahip olsun…
Bir Bodrum düşünün ki kalesi, tarihi silueti ve özgün mimarisi nedeniyle 2017 yılında UNESCO dünya kültür mirası geçici listesine girmiş olsun…
Bir Bodrum düşünün ki tam 2350 yıl önce yapılmış Anadolu’nu en eski ve özgün planlı antik taş tiyatrolarından birine, Büyük İskender’in ünlü Halikarnas kuşatmasında zikredilen 2350 yıllık Myndos Kapısına, 2350 yıllık şehir duvarlarına, Mars Tapınağına, sayıda Roma Dönemi mozaiğine, bir türlü kazılamayan bir antik stadyuma ve bir türlü restore edilemeyen Aziz NİKOLAS kilisesine, bir türlü değerlendirilemeyen Yel Değirmenlerine, bir türlü Müze Statüsüne alınmayan Deniz Müzesine, Sanat Güneşimiz Zeki Müren Müzesine, Ağa Han ödülü almış Ertegün Evine ve yine Aga Han ödülü almış Demir Tatil köyüne sahip olsun.
Bir Bodrum düşünün ki Neyzen Teyfik’in doğduğu, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’in yaşadığı evlere, Osmanlı döneminde yapılmış camilere, hanlara ve Halk Kütüphanesi binası gibi birçok tarihi yapıya sahip olsun. Bir Bodrum düşünün ki Muğla’nın eşsiz antik kentlerine, kutsal alanlarına Menteşe, Osmanlı Dönemi anıtları ile dolu şehirlerine bir veya veya bir kaç saat mesafede olsun.
Ama, bugün bu eşsiz Tarih ve Kültür Mirasını yeterince koruduğumuzu, tanıttığımızı ve turizm açısından ön plana çıkardığımızı söyleyebilir miyiz?
Yukarda sayılan özeliklerden sadece birkaçı bile Bodrum’u Kültür Turizmi açısından önemli turizm destinasyonu olması için yeterlidir. Yıllardır konuşulan ve “Turizmi 12 aya çıkarma” söylemleri ile tanıtımda bugüne kadar kullanılan sadece yaz aylarını ön plana çıkartan “Deniz, Güneş, Kum”söylemleri ile ters düşmektedir. Kış aylarında bile Kültür Turları yapmaya müsait bir iklimde acilen müze sayısını çoğaltmak, Bodrum ve Muğladaki ören yerlerini öncelikle korumak, tanıtmak, onlara ulaşımı ve ziyareti kolaylaştırmak gerekir. Bunun yanı sıra Muğla’nın bütün ilçeleri, beldeleri kendi aralarındaki kıskançlıkları, rekabeti bir tarafa bırakarak güçlerini birleştirerek, Muğlanın Kültür Mirasının korunması, tanıtımı için ortak çaba sarfetmelidirler.
Tanıtımın sadece deniz, kum, güneş üçgeninde olması hem İç Muğla’nın turizm pastasındaki payını almasını önlemiş hemde Turizm sezonunun sadece yaz aylarında yapılmasına neden olmuştur.
